ADALETİN BATSIN
Ne hikmetse birden bire Kılıçdaroğlu’nun “ADALET” arayışı ortaya çıktı.
Hem de “ bu ülkede yürekli savcı yok mu” diye bangır bangır bağırdıktan sonra.
Çıktı bir yürekli savcı kendi milletvekilini casusluktan içeri attı.
Sonra bu durumu hazmedemeyen Kılıçdaroğlu “ADALET” yürüyüşüne başladı.
Yürüyüş başladığından beri birçok insanda olduğu gibi bende de soru işaretleri oluşmaya başladı.
Nedense bu yürüyüşe hep kuşku ile baktım.
Öyle ya !
Bu işin sonu nereye varacaktı ?
Yürüyüşün başlangıcında söylenen söylemler değiştikçe işin nereye varacağı da belli olmaya başladı.
Başlangıçta tutuklanan CHP Milletvekilinin serbest bırakılması gibi açıklanan “ADALET” yürünün şekli de, amacı da değişmeye başladı.
Yürüyüşe CHP ve CHP’liler başladı.
Ama, kiminle biteceğini artık kimse kestiremez hale geldi.
“ADALET” için çıkılan yolda “ADALET” terk edilmeye başladı.
Haydi, devletle ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile şahsi problemi olanları, kin ve nefret duyanları bir şekilde anlayabiliriz.
Aslında bunu söylemek de doğru değil ama, haydi bu şekilde kabul edelim.
Ama, iş artık kabul edilemez boyutlara geldi.
“ADALET” yürüyüşüne önce FETÖ yandaşları katıldı.
Kılıçdaroğlu, yürüyüşe katılan FETÖ’cüler için “Alnında FETÖ’cümü yazıyor, ben nereden bileyim kim kimdir” dedi.
Alın işlerinden iyi anlar kendileri.
Kimini alnından öper, kimini görmezden, bilmezden gelir.
Nasıl işine gelirse.
Neyse konumuza dönelim.
“ADALET” yürüyüşünde kameralar önünde birileri düzmecelerle, tazgahlarla, çeşitli entrikalarla devlete ve millete kinlerini kustular.
O , yetmedi.
“ADALET” arayan CHP’liler “ADALET” görevini yapan Savcı Kiraz’ı makamında katleden DHKP-C’lilerin marşlarıyla yürüdüler.
O da yetmedi.
Şimdi de, PKK terör örgütünün siyasi kanadı ile birlikte yürüyecekler.
Ve.
İstanbul’da bütün bu bahsettiğimiz örgütlerle birlikte buluşup büyük bir eylem yapmayı planlıyorlar.
Yandaşları da sosyal medyadan sürekli tahrikler yayınlayarak bu eyleme karşı başka bir grup oluşturmaya çalışıyorlar.
Ama, bunlar artık yemez.
Bu tür amaçlar bu ülke insanını kutuplaştırarak karşı karşıya getiremez.
Çünkü, bu ülke insanının polisine askerine olan güveni bunu engeller.
Birilerinin kirli oyunlarının gücü buna yetmez.
Eğer, bu işin sonunda “Gezi olayları” gibi bir sonuç ortaya çıkarsa.
İstanbul buluşmasında terörist grupların çıkaracağı olayların faturasını da bu yürüyüşü organize edenler öder.
Öyle, kimse de bunların alınlarında terörist yazmıyordu diyerek kendisini kurtaramaz.
Eğer, bir provakasyon yapılırsa.
“ADALET” için yola çıkanlar, ADALET’in karşısına çıkarlar.
Ne hikmetse birden bire Kılıçdaroğlu’nun “ADALET” arayışı ortaya çıktı.
Hem de “ bu ülkede yürekli savcı yok mu” diye bangır bangır bağırdıktan sonra.
Çıktı bir yürekli savcı kendi milletvekilini casusluktan içeri attı.
Sonra bu durumu hazmedemeyen Kılıçdaroğlu “ADALET” yürüyüşüne başladı.
Yürüyüş başladığından beri birçok insanda olduğu gibi bende de soru işaretleri oluşmaya başladı.
Nedense bu yürüyüşe hep kuşku ile baktım.
Öyle ya !
Bu işin sonu nereye varacaktı ?
Yürüyüşün başlangıcında söylenen söylemler değiştikçe işin nereye varacağı da belli olmaya başladı.
Başlangıçta tutuklanan CHP Milletvekilinin serbest bırakılması gibi açıklanan “ADALET” yürünün şekli de, amacı da değişmeye başladı.
Yürüyüşe CHP ve CHP’liler başladı.
Ama, kiminle biteceğini artık kimse kestiremez hale geldi.
“ADALET” için çıkılan yolda “ADALET” terk edilmeye başladı.
Haydi, devletle ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile şahsi problemi olanları, kin ve nefret duyanları bir şekilde anlayabiliriz.
Aslında bunu söylemek de doğru değil ama, haydi bu şekilde kabul edelim.
Ama, iş artık kabul edilemez boyutlara geldi.
“ADALET” yürüyüşüne önce FETÖ yandaşları katıldı.
Kılıçdaroğlu, yürüyüşe katılan FETÖ’cüler için “Alnında FETÖ’cümü yazıyor, ben nereden bileyim kim kimdir” dedi.
Alın işlerinden iyi anlar kendileri.
Kimini alnından öper, kimini görmezden, bilmezden gelir.
Nasıl işine gelirse.
Neyse konumuza dönelim.
“ADALET” yürüyüşünde kameralar önünde birileri düzmecelerle, tazgahlarla, çeşitli entrikalarla devlete ve millete kinlerini kustular.
O , yetmedi.
“ADALET” arayan CHP’liler “ADALET” görevini yapan Savcı Kiraz’ı makamında katleden DHKP-C’lilerin marşlarıyla yürüdüler.
O da yetmedi.
Şimdi de, PKK terör örgütünün siyasi kanadı ile birlikte yürüyecekler.
Ve.
İstanbul’da bütün bu bahsettiğimiz örgütlerle birlikte buluşup büyük bir eylem yapmayı planlıyorlar.
Yandaşları da sosyal medyadan sürekli tahrikler yayınlayarak bu eyleme karşı başka bir grup oluşturmaya çalışıyorlar.
Ama, bunlar artık yemez.
Bu tür amaçlar bu ülke insanını kutuplaştırarak karşı karşıya getiremez.
Çünkü, bu ülke insanının polisine askerine olan güveni bunu engeller.
Birilerinin kirli oyunlarının gücü buna yetmez.
Eğer, bu işin sonunda “Gezi olayları” gibi bir sonuç ortaya çıkarsa.
İstanbul buluşmasında terörist grupların çıkaracağı olayların faturasını da bu yürüyüşü organize edenler öder.
Öyle, kimse de bunların alınlarında terörist yazmıyordu diyerek kendisini kurtaramaz.
Eğer, bir provakasyon yapılırsa.
“ADALET” için yola çıkanlar, ADALET’in karşısına çıkarlar.





