Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.Konuşmasında ülke ve bölgedeki gelişmeleri değerlendiren Bahçeli'nin sert açıklamalarından CHP'de nasibini aldı.Bahçeli'nin grup konuşmasında satır başları ise şöyle.
Katarla imzalanan anlaşmaların TBMM’de 8 Haziran günü rutin onayı, görülen odur ki, birden bire bazı çevreleri rahatsız etmiştir.
Katar’da kurulacak Türk üssünün körfez ülkelerinin güvenlik ve istikrarına destek vermekten başka bir hedefi yok iken, durduk yere bir kaşık suda fırtınalar koparanları anlamak şüphesiz mümkün değildir.
Yedi düvel komşu coğrafyalara demir atmıştır.
Peki Türkiye, üstelik eski hakimiyet havzalarında niye olmayacaktır?
Neyimiz eksik, neremiz yetersizdir?
Özellikle ana muhalefet partisi CHP’deki var olan kompleks, aşağılık duygusu, her şeye kulp takma kurnazlığı nasıl ve ne şekilde izah edilecektir?
Ne yapsaydık, ülke olarak bölgesel ve küresel gelişmelerin akıntısına hiçbir irade göstermeden kendimizi teslim mi etseydik?
Türkiye’nin Musul’da kurduğu Başika Kampı için aynı masalı dillendirdiler.
Fırat Kalkanı Harekatı başlayınca da benzer itirazları seslendirdiler.
Türkiye’nin sınır ötesi askeri veya siyasi faaliyetleri hukuki ve meşru sınırlar çerçevesinde olduktan sonra, bunu karalamak, kötülemek bir defa gayri milliliktir.
Aslında siyasetimizin en temel sorunlarından birisi de budur.
Bilinmelidir ki, korkak talihinden kaçar, kahraman tarihini kavrar.
Korkak bakar ve batırır; kahraman yapar ve yaşatır.
Türkiye’nin Ortadoğu’da ne işi var diyen, Doha’da ne yapacak tartışması çıkaran başta CHP olmak üzere, malum çevrelere açıklıkla sormak istiyorum:
Türkiye’nin bölgede pozisyon alması gözünüze batıyor da, ABD’sinden Almanya, Fransa ve Birleşik Krallığı’na kadar birçok ülke niçin dikkatlerinizden kaçıyor?
Kimlerin nam ve hesabına çalışıyorsunuz?
Kimlere sözcülük yapıyorsunuz?
Eğer yürekliyseniz, eğer minderden kaçmayacaksanız, eğer sıkıyı görüp araziye uymayacaksanız; ABD’ye ne işiniz var Ortadoğu’da deyin de endamınızı görelim, adamsınız diyelim.
Bakın biz söyledik, yine söylüyoruz, yine söyleyeceğiz.
CHP’nin cesareti varsa, Rabia polemiğine değil, emperyalizmin bölgeye kurduğu kanlı rampalara kafa yorsun, bunu dert edinsin.
Ülkemiz henüz arzulanan sosyal ve ekonomik gelişmişliğe, huzur ve esenliğe ulaşabilmiş değildir.
Anlaşmazlıklar her yerdedir.
Şiddet her taraftadır.
Gazetelerin üçüncü sayfaları dehşet ve şiddet haberleriyle doludur.
Sosyal ve toplumsal bünyemiz alarm vermektedir.
Milletimiz huzursuz ve memnuniyetsizdir.
Ailede kavga, sokakta kavga, milli takımda kavga, ekranlarda kavga, her yerde rezalet diz boyudur.
Toplumsal güven erimektedir. Buna engel olmak acil bir ihtiyaçtır.
Adalet ve ahlaktaki gerilemeler inanılmaz boyutlardadır.
Türk milleti bekasını muhafaza amacıyla çetin bir mücadelenin içindedir.
Bölücü ve hain terör evlatlarımıza kast etmeye devam etmektedir.
Geçtiğimiz hafta boyunca acı verici kara haberler milli yürekleri kavurmuş, hepimizi kedere boğmuştur.
Sekiz evladımız katillerin ateşiyle toprağa düşmüşlerdir.
Bunlar arasında bir evladımız vardır ki, duyan herkesin göz pınarlarından yaşlar akmasına neden olmuştur.
Batman Kozluk’ta, henüz hayatının baharında, körpe bir fidan olan Müzik Öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın terörün hedefi olmuştur.
Aybüke kızımız al bayrağa sarılı tabutuna iliştirilen duvağıyla, kırmızı yazmasıyla memleketi Çorum’da ebedi yolculuğuna uğurlanmıştır.
Milyonlar Aybüke’yi konuşmuş, Aybüke’yle birlikte diğer şehitlerimize yanmış, ağıtlar yakmıştır.
Her şehit gibi ay yüzlü Aybüke de mazlumdur. Helal kanı inşallah yerde kalmayacak, hesabı mahşere bırakılmadan bu dünyada sorulacaktır.
Çok sevdiği müzik notaları öksüz, sınıfı kimsesiz, öğrencileri geride meyus kalmıştır.
Aybüke’nin muhterem babası Sadık Yalçın ise duruşu ve asaletiyle tüm Türkiye’ye ders vermiş, taraflı tarafsız herkeste hayranlık uyandırmıştır.
Acılı baba, 11 Haziran Pazar günü, şehit kızının naaşına bakarak şu sözleri mıh gibi arşın çatısına çakmıştır:
“5 bin yıl değil, 500 bin yıl daha buradayız Allah'ın izniyle. Kimse bizleri yıldıramaz. Bu vatan tarihte Türk’tü, bugün de Türk, yarın da Türk. Ne Mutlu Türküm Diyene.”
Merhume evladımız Aybüke’yi böyle bir baba yetiştirmiş, vatana da feda etmiştir.
Böyle bir babaya hürmet edilmez de ne yapılır?
Böyle bir babayı tazimle selamlamayalım da kime selam verelim?





