Sözlerimin başında, 31 Mayıs günü Şırnak Uludere Şenoba’da düşen helikopterde şehit olan onüç kahramanımıza Allah’tan rahmet niyaz ediyor, milletimize ve ailelerine tekraren başsağlığı diliyorum.
İnanmış bir yüreğin teslim olması, ülküleri olan bir ruhun pes etmesi, hayalleri olan bir kafanın içe kapanması kelimenin tam manasıyla zalimlere alkış, hainlere ikramdır.
Bizim bu girdaba düşmemiz, bu akıntıya kapılmamız olacak, duyulacak, kabul edilecek bir şey değildir.
Milliyetçi-Ülkücü Hareket varsa mutlaka umut vardır.
Doğrudur, ülkemiz devasa sorun dağları arasına sıkışmıştır.
Meselelerimiz ağırdır.
Hiçbir vatandaşımız yarınından, yanından yöresinden emin değildir.
Risk ve belirsizlikler etkinliğini, korku ve kaygılar hakimiyet alanını genişletmektedir.
Ne yazık ki koyu bir güvensizlik dalgası ülkemizin üzerine çöreklenmiştir.
Bunca olumsuzluğa rağmen milletçe kenetlenmekten, kardeşliğimizi perçinleyip geleceğe taşımaktan başka seçeneğimiz yoktur.
Kutuplaştırıcı, kırıcı, kavgaya davet edici şiddet ve nefret dolu söylemleri terk edip kucaklaşmaya dönüş yapmaktan başka çaremiz yoktur.
Zira Türkiye’yi hedefine alan pek çok tuzak ve oyunun varlığı gün gibi meydandadır.
Maskelerin ardına gizlenmiş uzun vadeli hesaplar tekrar güncellenmiş; sinsice, adice, aniden devreye alınmıştır.
Terörizm vasıtasıyla ülkemizi köşeye sıkıştırmak, milli ve tarihsel varlığına çomak sokmak isteyen karanlık çevreler dur durak bilmeden kanlı ve kahredici faaliyetlerini ilerletmişlerdir.
Doğudan batıya bütün ülkelerin terörizmle mücadelede aynı kararlılığa, aynı cesarete, aynı heyecana sahip olmalarını beklemek çok da gerçekçi değildir.
Kaldı ki bugüne kadar edindiğimiz tecrübeler, ulaştığımız neticeler buna işaret etmektedir.
Mesela Almanya’nın bir yanda sığınma talebinde bulunan FETÖ’cülere destek ve himayesi, diğer yanda PKK’ya kol kanat germesi iki ülke arasındaki ilişkileri geren açık bir ihlal ve meydan okuma halidir.
Dün Türkiye’ye gelen Almanya Dışişleri Bakanı’nın eften püften açıklamaları, suya sabuna dokunmayan gri sözleri kuşku ve tereddütlere yeni bir boyut kazandırmıştır.
PKK’nın Almanya’daki illegal faaliyetleri ortadadır.
Mali ve finansal kaynakları da gizli değildir.
Dost ve müttefik bir ülkenin insanlık düşmanı kanlı ve bölücü terör örgütünün propagandasına suskun kalması, hatta bunu el altından teşvik etmesi hiçbir açıdan meşru ve hukuki sayılamayacaktır.
Son günlerde birbiriyle bağlantılı olduğuna kanaat getirdiğimiz iki önemli gelişme yaşanmıştır.
Bunlardan ilki, 2 Haziran’ı 3 Haziran’a bağlayan gece başlayan planlı Rakka operasyonudur.
İkincisi de Körfez ülkeleri arasında yoğunlaşan gerilim ve Katar’a karşı alınan siyasi ve diplomatik ambargo kararıdır.
ABD’nin Rakka operasyonu öncesinde Türkiye’yi bilgilendirdiğini bizzat Başbakan Yıldırım ikrar ve ifade etmiştir.
IŞİD kanlı bir terör örgütüdür ve Rakka’dan derhal temizlenmelidir.
Dün, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya terörizme destek sağladığı gerekçesiyle Katarla ilişkilerini kesmişler, deniz ve hava sınırlarını kapatmışlardır.
Körfez buhran ve bunalım döngüsüne girmiştir.
Günlerdir tırmanan kriz Katar’ın ablukaya alınmasıyla farklı bir duruma ulaşmıştır.
ABD Başkanı’nın Suudi Arabistan ziyaretinin üzerinden kısa bir süre sonra bu gelişmelerin ortaya çıkması etraflıca değerlendirilmeli, enine boyuna analiz edilmelidir.
Katar’a uygulanan tedbirler; saldırgan, dayatmacı, izole edicidir.
Ve bu tedbirlerin ABD’den bağımsız, İran’la da bağlantısız olduğunu düşünmek safça bir bakıştır.
15 Temmuz FETÖ ihanet ve işgal teşebbüsünün ağırlığı henüz kalkmış, enkaz henüz kaldırılmış değildir.
Bunu söylerken amacım bir yalın gerçeği dile getirmektir.
Türk milleti tarihinde eşine benzerine az rastlanır bir felaket ve suikasttan son anda kurtulmuştur.
Bu kurtuluş her şeyden önce Türk milletinin eseridir.
Yakayı ele veren FETÖ’cülerin yargılanması da tüm tartışmalar eşliğinde devam etmektedir.
Bizim anlayamadığımız, TBMM’yi bombalayan caniler bellidir.
Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığına saldıran canavarlar bilinmektedir.
MİT’e, emniyet binalarına, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesine ağır silahlarla, gözü dönmüşçesine ateş yağdıran teröristler belirgindir.
249 vatan evladını şehit eden, polisi polise, askeri askere kırdırmak, milleti birbirine düşürmek için Pensilvanya’dan talimatlı barbarlar da demir parmaklıklar ardındadır.
Hal böyleyken, uzayıp giden mahkeme safahatları, kabul edilip reddedilen iddianameler, infial yaratan duruşmalar neyin nesidir?
Suç bellidir, suçlu bellidir, hıyanet görünür, 15 Temmuz karanlığının cürüm ortakları açıktadır.
FETÖ’cü darbeciler mahkemelerde üzerlerine atılı suçları inkarla meşguldür.
Zannedersiniz ki, bu alçaklar sütten çıkmış ak kaşıktır.
İfadelerine baksanız, cezaevleri masumlarla dolup taşmaktadır.
Birisi diyor ki, darbe girişiminden haberim yok, 15 Temmuz’da torunlarımı özlediğim için Ankara’ya geldim.
Bir diğeri diyor ki, darbeyle uzaktan yakından ilgim yok.
Bir başkası diyor ki, benim üye olduğum tek örgüt TSK’dır.
Kendilerini darbeci olarak gösterilmesini anlayamayanlardan tutun da, yaşananlardan haberdar olmadığını yüzsüzce söyleyene; darbenin sivil görünümlü olduğunu iddia edenden, benden FETÖ’cü türetemeyecekler diyene kadar yalan ve inkara sapmadık kimse kalmamıştır.
Hatta Özel Kuvvetler’de görevli bir Albay, hakimin “Gülen için ne diyeceksin” sorusuna, “orada değildi, onu söyleyebilirim” diyecek kadar rahat, adeta alay eder gibi ifade vermiştir.
Hiçbir hain üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
Bilahare zeytinyağı gibi su üstüne çıkmaya çalışmış ve çabalamışlardır.
Bu namertler Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yuvalanmış, şerefli Türk askerinin üniformasına saklanmış teröristlerdir.
Hiçbir ifadeleri bu gerçeği değiştirmeyecektir.
Bunlar aynı zamanda milletine silah doğrultan, vatanına kumpas kuran, devletine komplo düzenleyen Haçlı kalıntılarıdır.
Hiçbir masum poz, hiçbir ıslah olmuş gibi duran yüz hattı 15 Temmuz’un üzerini örtemeyecektir.
Önemli olan FETÖ’cülerin ne söyledikleri değil, Türk adaletinin ne zaman ve hangi kati ve keskin hükmü vereceğidir.
Darbeciler konuştukça şehitlerimizin kemikleri sızlamaktadır.
FETÖ’cüler algı oyunlarına tevessül ettikçe, şehit yakınları çileden çıkmakta, millet vicdanı isyan etmektedir.
Üstelik süreç uzadıkça, iddianame ve duruşma enflasyonu yaşandıkça ihanet tavsamakta, somut delil ve belgeler yara almaktadır.
Buna da kimsenin hakkı yoktur.
FETÖ’cülerin kafasına adaletin demir yumruğunu vurmak ertelenemez bir zorunluluk, milli bir mecburiyettir.
15 Temmuz’un hesabı ya sorulacak ya sorulacaktır; bunun başka bir yol ve yordamı kalmamıştır.
Aralarında Pensilvanyalı hoca görünümlü hainin de bulunduğu 130 kişinin üç ay içinde Türkiye’ye gelmemeleri halinde Türk vatandaşlığından çıkarılacağı İçişleri Bakanlığı tarafından dünkü Resmi Gazete’de ilan edilmiştir.
Bu hainleri vatandaşlıktan çıkarma konusunda acele etmek hem erken, hem de mantıklı değildir.
Çünkü bunların hepsinden mutlaka Türk adaleti önünde hesap sorulmalı, 15 Temmuz’un diyeti alınmalı, ihanetlerinin bedeli kesinlikle ödettirilmelidir.
Yine darbe iddiaları dillerdedir.
Yunanistan’a kaçmak üzere Rodos Adası’nda bekletilen bir grup darbecinin 15 Haziran’ı işaret ederek; “bu sefer çok kan akacak, bayramı kimin yapacağını göreceğiz” dedikleri gündemdedir.
Eğer yeni bir darbe teşebbüsü olursa, eğer buna kalkışan, böylesi bir ihanete yeltenen çıkarsa bilinsin ki, bu aziz topraklarda gömülecek ne bir yer, ne de cesedinin başına dikilecek bir mezar taşı bulamayacaktır.
Darbecilerin gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Ve görecekleri yalnızca azap ve dehşet olacaktır.
Demokrasi yolundan dönmeyeceğiz.
Türkiye’nin kazanım ve tarihsel mirasından taviz vermeyeceğiz.
Hak yolundan, hakikat çizgisinden, millet sevdasından asla ayrılmayacağız.
Kontrollü darbe çığırtkanlarına eyvallah demeyecek, 15 Temmuz’u sulandırmaya cüret eden kripto niyetlere, köksüz nankörlere müsaade etmeyeceğiz.
Ben, sen yok, biz varız. Ve Türk’üz, Türk milletiyiz.
Biriz, biziz, hep birlikte diri ve güçlüyüz.
Bu milleti yenemeyecekler.
Bu devleti alt edemeyecekler.
Bu aziz vatana yan gözle dahi bakamayacaklar, aksi halde acı verici sonuçlara katlanacaklardır.





