18 Mart 1915’te kazanılan bu zafer, yalnızca askeri bir başarı değil, aynı zamanda bir milletin iradesinin tüm dünyaya ilanı oldu.
Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerinde İtilaf Devletleri, İstanbul’u ele geçirerek Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmayı hedefledi. Avrupa’daki cephelerin kilitlenmesi üzerine gözler Çanakkale’ye çevrildi. İngiltere öncülüğündeki plan, hem Osmanlı’yı Almanya’dan koparmayı hem de bölgedeki dengeleri değiştirmeyi amaçlıyordu. Şubat 1915’te başlayan yoğun deniz harekâtıyla birlikte güçlü bir donanma Çanakkale Boğazı’nı zorlamaya başladı. İngiliz ve Fransız gemilerinden oluşan filo, Osmanlı savunma hatlarını aşmak için ağır bombardımanlar gerçekleştirdi.
Nusret’in hamlesi tarihin akışını değiştirdi
İtilaf Devletleri’nin ilerleyişine karşı Türk savunmasının en kritik adımlarından biri, Nusret Mayın Gemisi’nin gece yarısı gerçekleştirdiği stratejik hamle oldu. Erenköy açıklarına döşenen mayınlar, savaşın kaderini belirleyen en önemli unsurlardan biri haline geldi. 18 Mart sabahı başlayan büyük taarruzda düşman donanması ağır kayıplar verdi. Saatler süren çatışmaların ardından üç büyük zırhlı batırıldı, birçok gemi de kullanılamaz hale geldi.
Bu sonuç, deniz harekâtının başarısızlıkla sonuçlanmasına neden oldu.
“Çanakkale Geçilmez” sözü tarihe kazındı
Elde edilen bu zafer, yalnızca bir cephe başarısı değil, Türk milletinin azminin ve direncinin simgesi oldu. Çanakkale’de verilen mücadele, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı kazanılan eşsiz bir direniş olarak tarihe geçti.





