Dünya bankası Türkiye 2016 ekonomi raporunu açıkladı.Açıklanan rapora göre 2016 15 temmuz'da yapılan kalkışma Türkiye'nin ekonomik performansını olumsuz etkileyerek ekonomik ve turizm gelirlerine darbe vurdu.Dünya Bankasının Türkiye raporunda şu açıklamalara yer verildi.
Türkiye’nin 2002 yılında bu yana kaydettiği performans oldukça etkileyicidir. Bu başarının merkezinde, istihdam ve gelirlerin artmasını sağlayan ve Türkiye’yi bir üstorta gelirli ülke haline getiren makroekonomik ve mali istikrar yatmaktadır. 2002-2012 döneminde yoksulluk oranı yarı yarıya inmiş, aşırı yoksulluk oranı daha da düşmüştür.Türkiye çarpıcı bir şekilde şehirleşmiş, dış ticarete ve finansa açılmış, birçok kanun ve yönetmeliğini AB standartları ile uyumlaştırmış ve kamu hizmetlerine erişimi büyük ölçüde arttırmıştır. Bu arada 2008/2009 küresel krizinin etkilerinden de iyi bir şekilde toparlanmıştır. Öte yandan, 2012 yılından bu yana yaşanan gelişmeler Türkiye’nin bu ilerlemeyi sürdürme kapasitesi ile ilgili endişelere yol açmaktadır. Büyüme yavaşlamış ve kişi başına düşen gelir durağanlaşmıştır, işsizlik oranı yükselmektedir ve reform hızı inişli çıkışlı bir seyir izlemektedir. 2015-2016 döneminde 3 milyon Suriyeli sığınmacının ülkeye girmesi, özellikle en fazla sığınmacının yaşadığı kent merkezlerinde yeni sosyal, ekonomik ve siyasi talepler doğurmuştur. 2015 ve 2016 yıllarındaki siyasi gelişmeler yeni zorluklar ortay koymuştur. Haziran ve Kasım 2015’te yapılan seçimler, Mayıs 2016’da Bakanlar Kurulunda yaşanan değişiklikler, Temmuz ayındaki darbe girişimi ve bunun sonucunda kamuda yaşanan görev değişiklikleri Hükümetin reform ivmesini etkilemiştir. Aynı zamanda, ülkeye gelen turist sayısı ve yabancı yatırım da azalmıştır. Özel yatırımlardaki ertelemeler ekonomik büyümenin yavaşlamasına yol açmıştır. Hükümetin devam etmekte olan yapısal kırılganlıkları ortadan kaldırmak, özel yatırımları yeniden canlandırmak, büyümeyi hızlandırmak ve Türkiye’nin Avrupa ile olan yakınsama sürecini yeniden başlatmak için güçlü önlemler alması gerekecektir.
Türkiye’nin 2002 yılında bu yana kaydettiği performans oldukça etkileyicidir. Bu başarının merkezinde, istihdam ve gelirlerin artmasını sağlayan ve Türkiye’yi bir üstorta gelirli ülke haline getiren makroekonomik ve mali istikrar yatmaktadır. 2002-2012 döneminde yoksulluk oranı yarı yarıya inmiş, aşırı yoksulluk oranı daha da düşmüştür.Türkiye çarpıcı bir şekilde şehirleşmiş, dış ticarete ve finansa açılmış, birçok kanun ve yönetmeliğini AB standartları ile uyumlaştırmış ve kamu hizmetlerine erişimi büyük ölçüde arttırmıştır. Bu arada 2008/2009 küresel krizinin etkilerinden de iyi bir şekilde toparlanmıştır. Öte yandan, 2012 yılından bu yana yaşanan gelişmeler Türkiye’nin bu ilerlemeyi sürdürme kapasitesi ile ilgili endişelere yol açmaktadır. Büyüme yavaşlamış ve kişi başına düşen gelir durağanlaşmıştır, işsizlik oranı yükselmektedir ve reform hızı inişli çıkışlı bir seyir izlemektedir. 2015-2016 döneminde 3 milyon Suriyeli sığınmacının ülkeye girmesi, özellikle en fazla sığınmacının yaşadığı kent merkezlerinde yeni sosyal, ekonomik ve siyasi talepler doğurmuştur. 2015 ve 2016 yıllarındaki siyasi gelişmeler yeni zorluklar ortay koymuştur. Haziran ve Kasım 2015’te yapılan seçimler, Mayıs 2016’da Bakanlar Kurulunda yaşanan değişiklikler, Temmuz ayındaki darbe girişimi ve bunun sonucunda kamuda yaşanan görev değişiklikleri Hükümetin reform ivmesini etkilemiştir. Aynı zamanda, ülkeye gelen turist sayısı ve yabancı yatırım da azalmıştır. Özel yatırımlardaki ertelemeler ekonomik büyümenin yavaşlamasına yol açmıştır. Hükümetin devam etmekte olan yapısal kırılganlıkları ortadan kaldırmak, özel yatırımları yeniden canlandırmak, büyümeyi hızlandırmak ve Türkiye’nin Avrupa ile olan yakınsama sürecini yeniden başlatmak için güçlü önlemler alması gerekecektir.





