Cumhurbaşkanı Erdoğan, 48. Muhtarlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Tüm sektörlerimizle ülkemizi tasarımcı ve üretici konumuna taşımak zorundayız. Bu bir tercih değil mecburiyettir, hem de hayati bir mecburiyettir. Yerlileşme ve millîleşme politikamıza aykırı hareket eden, eski alışkanlıklarında ısrarlı davranan herkes, ülkenin geleceğine bir darbe vurduğunu bilmelidir” uyarısı yaptı.
“YERLİLİK VE MİLLÎLİK HASSASİYETİMİZİ PAYLAŞMAYANLARLA YOL YÜRÜMEYECEĞİZ”
Türkiye’nin siyasetten üretime, spordan medyaya kadar her alanda değiştirmesi gereken alışkanlıkları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece yerlilik ve millîlik konusunun bile, bazı alışkanlıkları değiştirmenin ne kadar güç olduğunu gösterdiğine dikkat çekti. “Savunma ve güvenlikten sağlığa, haberleşmeden eğitime kadar tüm alanlarda, alttan alta ciddi bir direnişle karşılaştığımızın farkındayız. Siyasetten bürokrasiye ve iş dünyasına kadar her yere sirayet etmiş hastalıklı bir zihniyet, eski alışkanlıklarında ısrar ediyor” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konumu ne olursa olsun, bizim yerlilik ve millîlik hassasiyetimizi paylaşmayan hiç kimseyle yol yürümeye devam etmeyeceğimizin bilinmesini istiyorum. Türkiye’nin istiklali ve istikbali bu konuda kat edeceğimiz mesafeye bağlıdır” dedi.
Türkiye’yi tüm sektörlerle birlikte tasarımcı ve üretici konumuna taşımak zorunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu bir tercih değil mecburiyettir, hem de hayati bir mecburiyettir. Yerlileşme ve millîleşme politikamıza aykırı hareket eden, eski alışkanlıklarında ısrarlı davranan herkes, ülkenin geleceğine bir darbe vurduğunu bilmelidir. İster gafletten, ister kasıttan kaynaklansın, bu tür anlayış ve davranışları kesinlikle affetme hakkına sahip değiliz” ifadesini kullandı.
“GEZİ OLAYLARI BİR PROJEYDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında ana muhalefet partisi liderinin Gezi olayları ile ilgili ifadelerine değinerek, “Gezi olayları, tıpkı CHP’nin başındaki zatın kendisi gibi, bir projeydi. Bu projenin adı, Türkiye’nin ayaklarına yeniden pranga vurma, milletimizin kutlu yürüyüşünü engelleme ihanetidir” değerlendirmesini yaptı.
Demokraside, ekonomide ve siyasette bölgesinde ve dünyada bir üst lige çıkan Türkiye’ye diz çöktürme, milletimizi yola getirme, ülkemizi teslim alma projesinin elemanlarının hâlâ dayanışma içinde olduklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geziyi övenler, gizli veya açık PKK’yı da över, FETÖ’ye de destek verir. Geziyi yüceltenler, esnafın malını mülkünü yağmalayanlar, milletimizin kutsallarına saldıranları da baş tacı eder. Bizzat yaşayarak gördük ki Gezi Türkiye’yi kalkındıracak, ileriye taşıyacak ne kadar iş varsa, ne kadar proje, ne kadar gayret varsa hepsinin karşısına dikilmenin adıdır” diye konuştu.
Bunları destekleyenlerin, aynı zamanda Suriye’de ve Irak’ta tezgâhlanan oyunların da en önde gelen savunucuları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı kesimlerin Türkiye’nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığına yönelik her tehdide malzeme taşımak, borazanlık etmek, taşeronluk yapmak konusunda yarıştığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Adı ister akademisyen, ister gazeteci, ister siyasetçi, ister iş adamı, ister sivil toplum kuruluşu yöneticisi olsun hiç fark etmez. Bunların hepsinin girdileri aynı yerden gelir, çıktıları da aynı yere gider. Sinsilikte, yalanda, iftirada, provokasyonda, alçaklıkta sınır tanımayan bu tipler zahirde demokrasiyi, özgürlükleri, hatta sol jargonu ağızlarından düşürmezler, ama hepsi de zihniyet olarak tam manasıyla birer faşisttir.”
“YERLİLİK VE MİLLÎLİK HASSASİYETİMİZİ PAYLAŞMAYANLARLA YOL YÜRÜMEYECEĞİZ”
Türkiye’nin siyasetten üretime, spordan medyaya kadar her alanda değiştirmesi gereken alışkanlıkları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece yerlilik ve millîlik konusunun bile, bazı alışkanlıkları değiştirmenin ne kadar güç olduğunu gösterdiğine dikkat çekti. “Savunma ve güvenlikten sağlığa, haberleşmeden eğitime kadar tüm alanlarda, alttan alta ciddi bir direnişle karşılaştığımızın farkındayız. Siyasetten bürokrasiye ve iş dünyasına kadar her yere sirayet etmiş hastalıklı bir zihniyet, eski alışkanlıklarında ısrar ediyor” sözleriyle konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konumu ne olursa olsun, bizim yerlilik ve millîlik hassasiyetimizi paylaşmayan hiç kimseyle yol yürümeye devam etmeyeceğimizin bilinmesini istiyorum. Türkiye’nin istiklali ve istikbali bu konuda kat edeceğimiz mesafeye bağlıdır” dedi.
Türkiye’yi tüm sektörlerle birlikte tasarımcı ve üretici konumuna taşımak zorunda olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu bir tercih değil mecburiyettir, hem de hayati bir mecburiyettir. Yerlileşme ve millîleşme politikamıza aykırı hareket eden, eski alışkanlıklarında ısrarlı davranan herkes, ülkenin geleceğine bir darbe vurduğunu bilmelidir. İster gafletten, ister kasıttan kaynaklansın, bu tür anlayış ve davranışları kesinlikle affetme hakkına sahip değiliz” ifadesini kullandı.
“GEZİ OLAYLARI BİR PROJEYDİ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında ana muhalefet partisi liderinin Gezi olayları ile ilgili ifadelerine değinerek, “Gezi olayları, tıpkı CHP’nin başındaki zatın kendisi gibi, bir projeydi. Bu projenin adı, Türkiye’nin ayaklarına yeniden pranga vurma, milletimizin kutlu yürüyüşünü engelleme ihanetidir” değerlendirmesini yaptı.
Demokraside, ekonomide ve siyasette bölgesinde ve dünyada bir üst lige çıkan Türkiye’ye diz çöktürme, milletimizi yola getirme, ülkemizi teslim alma projesinin elemanlarının hâlâ dayanışma içinde olduklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geziyi övenler, gizli veya açık PKK’yı da över, FETÖ’ye de destek verir. Geziyi yüceltenler, esnafın malını mülkünü yağmalayanlar, milletimizin kutsallarına saldıranları da baş tacı eder. Bizzat yaşayarak gördük ki Gezi Türkiye’yi kalkındıracak, ileriye taşıyacak ne kadar iş varsa, ne kadar proje, ne kadar gayret varsa hepsinin karşısına dikilmenin adıdır” diye konuştu.
Bunları destekleyenlerin, aynı zamanda Suriye’de ve Irak’ta tezgâhlanan oyunların da en önde gelen savunucuları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı kesimlerin Türkiye’nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığına yönelik her tehdide malzeme taşımak, borazanlık etmek, taşeronluk yapmak konusunda yarıştığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Adı ister akademisyen, ister gazeteci, ister siyasetçi, ister iş adamı, ister sivil toplum kuruluşu yöneticisi olsun hiç fark etmez. Bunların hepsinin girdileri aynı yerden gelir, çıktıları da aynı yere gider. Sinsilikte, yalanda, iftirada, provokasyonda, alçaklıkta sınır tanımayan bu tipler zahirde demokrasiyi, özgürlükleri, hatta sol jargonu ağızlarından düşürmezler, ama hepsi de zihniyet olarak tam manasıyla birer faşisttir.”





