EVET’İN İÇİNDEKİ HAYIR’CILAR
Referandum tamda tahmin ettiğim gibi geçti.
Başlangıçta bıçak sırtı idi.
Bunu Ak Parti’lilerle paylaştığımda bana “Ne bıçak sırtı,yüzde 63-70 aralığında çıkacak sen rahat ol” dediklerinde bu rahatlıktan çok rahatsız olmuştum.
Hatta, o kadar rahatsız olmuştum ki bu rahatsızlığımı dile getirmek ve çok rahat gözükenleri uyarmak için “Ak Partiye Sesleniyorum” adı altında bir köşe yazmıştım.
Arkadaşlar çok kızmışlardı.
Şimdi zamanı mıydı.
Bu yazdıklarının hiç birisi doğru değil.
Hepside doğru çıktı.
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı yüzde 52 oy aslında her şeyi ortaya koyuyordu.
Bu yüzde 52 oy oranının FETÖ operasyonlarında tutuklananlar, işten atılanlar ve bunların yakınlarının tepkilerinin yüzde 5 puan kaybettireceği bu kadar aşikar ken bu tabloyu okuyamamak da bu kadar eksiklikti.
Erdoğan bunun farkında olduğu için Bahçeli ile birlikte bir siyasi ittifak kurmuş ve planlar yapmıştı.
İşte kayıp 5 puan bu sayede toparlanabilirdi.
Öyle de oldu.
Ama partililer bunu algılayamadı, anlayamadı.
Olayın sadece kendi bulundukları il, ilçe ya da mahalleden ibaret olduğunu düşündü.
Ama, öyle değil di olmadı da.
Bir de EVET içinde HAYIR cılar vardı.
Bu da hesap edilmedi.
Olmaz öyle bir şey denildi.
Ama oldu işte.
Hem de en tepeden başlayarak oldu.
Örnek mi ?
Abdullah Gül.
Örnek mi ?
Ahmet Davutoğlu.
Yukarıdan aşağıya doğru.
Hesap peşinde olanlar, rant peşinde olanlar, kendisine yer arayanlar, siyasi intikam peşinde koşanlar, operasyon bekleyenler, sistemin pınarlarından malı götürenler.
Bunlar da var.
Ve bu kişiler hala aktif olarak siyasetin içerisindeler.
Yok mu diyor sunuz ?
Bir bakın partinin yöneticilerine, milletvekillerine, belediye başkanlarına.
Kaçını aynı anda bir arada görebiliyor sunuz ?
Kaç tanesi hep birlikte sizin karşınıza çıktı ?
Ne yapıldı referandum süresinde ve sonrasında ?
İçinizdeki HAYIR’cılara.
Sakın böyle bir şey yok demeyin.
Neyin ne olduğunu en az sizde bizler kadar biliyorsunuz.
Bir bakalım, bir hatırlayalım.
Şehirde çalışmalar genellikle İlkadım Belediyesinin Derebahçe Tesisleri ile Atakum Belediyesinin Yalı Kafe’inde geçti.
Yenildi içildi sohbet edildi.
Körler ile sağırlar birbirini ağırladı.
Şimdi soruyorum size ?
Parti içerisinde bu çatışmalar varken ve HAYIR cephesi bu kadar cesaretlenmişken bir erken seçimde neler olur ?
Hem de, Abdullah Gül’ün Saadet Partisine geçeceği dillendirilirken.
Hem de, HAYIR cephesi hiç olmadığı kadar güçlenmişken.
Bir düşünün bakalım.
Geçmiş olsun demeden önce bir uyarayım dedim.
Tekrar görüşmek üzere.
Referandum tamda tahmin ettiğim gibi geçti.
Başlangıçta bıçak sırtı idi.
Bunu Ak Parti’lilerle paylaştığımda bana “Ne bıçak sırtı,yüzde 63-70 aralığında çıkacak sen rahat ol” dediklerinde bu rahatlıktan çok rahatsız olmuştum.
Hatta, o kadar rahatsız olmuştum ki bu rahatsızlığımı dile getirmek ve çok rahat gözükenleri uyarmak için “Ak Partiye Sesleniyorum” adı altında bir köşe yazmıştım.
Arkadaşlar çok kızmışlardı.
Şimdi zamanı mıydı.
Bu yazdıklarının hiç birisi doğru değil.
Hepside doğru çıktı.
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı yüzde 52 oy aslında her şeyi ortaya koyuyordu.
Bu yüzde 52 oy oranının FETÖ operasyonlarında tutuklananlar, işten atılanlar ve bunların yakınlarının tepkilerinin yüzde 5 puan kaybettireceği bu kadar aşikar ken bu tabloyu okuyamamak da bu kadar eksiklikti.
Erdoğan bunun farkında olduğu için Bahçeli ile birlikte bir siyasi ittifak kurmuş ve planlar yapmıştı.
İşte kayıp 5 puan bu sayede toparlanabilirdi.
Öyle de oldu.
Ama partililer bunu algılayamadı, anlayamadı.
Olayın sadece kendi bulundukları il, ilçe ya da mahalleden ibaret olduğunu düşündü.
Ama, öyle değil di olmadı da.
Bir de EVET içinde HAYIR cılar vardı.
Bu da hesap edilmedi.
Olmaz öyle bir şey denildi.
Ama oldu işte.
Hem de en tepeden başlayarak oldu.
Örnek mi ?
Abdullah Gül.
Örnek mi ?
Ahmet Davutoğlu.
Yukarıdan aşağıya doğru.
Hesap peşinde olanlar, rant peşinde olanlar, kendisine yer arayanlar, siyasi intikam peşinde koşanlar, operasyon bekleyenler, sistemin pınarlarından malı götürenler.
Bunlar da var.
Ve bu kişiler hala aktif olarak siyasetin içerisindeler.
Yok mu diyor sunuz ?
Bir bakın partinin yöneticilerine, milletvekillerine, belediye başkanlarına.
Kaçını aynı anda bir arada görebiliyor sunuz ?
Kaç tanesi hep birlikte sizin karşınıza çıktı ?
Ne yapıldı referandum süresinde ve sonrasında ?
İçinizdeki HAYIR’cılara.
Sakın böyle bir şey yok demeyin.
Neyin ne olduğunu en az sizde bizler kadar biliyorsunuz.
Bir bakalım, bir hatırlayalım.
Şehirde çalışmalar genellikle İlkadım Belediyesinin Derebahçe Tesisleri ile Atakum Belediyesinin Yalı Kafe’inde geçti.
Yenildi içildi sohbet edildi.
Körler ile sağırlar birbirini ağırladı.
Şimdi soruyorum size ?
Parti içerisinde bu çatışmalar varken ve HAYIR cephesi bu kadar cesaretlenmişken bir erken seçimde neler olur ?
Hem de, Abdullah Gül’ün Saadet Partisine geçeceği dillendirilirken.
Hem de, HAYIR cephesi hiç olmadığı kadar güçlenmişken.
Bir düşünün bakalım.
Geçmiş olsun demeden önce bir uyarayım dedim.
Tekrar görüşmek üzere.





