Diyanet İşleri Başkanlığı görevine veda eden Prof. Dr. Mehmet Görmez özeleştiri ile birlikte duygu dolu bir konuşma ile Diyanet personeline veda etti. Görmez, adeta islam dünyasına hitap ettiği veda konuşmasına, "Sahip olduğumuz hayatı, her nimeti, her nefesi bize emanet eden celal ve ikram sahibi zatı ve kendisi için yapılan iyilikleri baki, bunların dışındaki her şeyi fani ilan eden yüce Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun." diye başladı.
Başkan Görmez, veda konuşmasında şu ifadelere yer verdi;
“Yeryüzündeki bütün Müslümanlara hayallerimin ötesinde büyük hizmetler nasip ettiği için, yüce Rabbime ne kadar şükretsem azdır…”
Ömrünü Anadolu’da aynı mihrapta, aynı minberde, aynı kürsüde din hizmeti ifa etmiş bir hoca efendinin evladı olarak ülkemize, milletimize, yurt dışındaki millet varlığımıza, gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimize, İslâm dünyasındaki kardeşlerimize ve yeryüzündeki bütün Müslümanlara hayallerimin ötesinde büyük hizmetler nasip ettiği için bugün Yüce Rabbime ne kadar hamd etsem, ne kadar şükretsem azdır. Bugün, 7 yıldır yürüttüğüm vazifeyi gönül huzuruyla bırakmanın bahtiyarlığını yaşıyorum.
11 Kasım 2010’da göreve başlarken Yüce Rabbime şöyle bir duada bulunmuştum. ‘Ey Rabbim, bana tevdi edilen emaneti doğrulukla üstlenmeyi ve doğrulukla teslim etmeyi nasip eyle! Bana bu emaneti hakkıyla taşıyabilmek için lütfunla yardımcı olacak güç ver’
“Görevi tevdi ederken üzerimde hakkı olan herkesten helallik diliyor, herkese hakkımı helal ediyorum…”
Bu görevi tevdi ederken üzerimde hakkı olan herkesten helallik diliyor, herkese hakkımı helal ediyorum. Yüce Rabbim, milletimizi İslam’a, Müslümanlara hizmet etme şerefinden mahrum etmesin ve Müslümanların istiklaline, istikbaline ve izzetine gölge düşürmek isteyenlere fırsat vermesin. Rabbim, bu ağır vazifeyi ifa ederken bize inanan ve güvenen, bize destek ve yardımcı olan herkesten razı olsun.
dönüşmesi, elifi öğretirken elif gibi doğru olmanın öğretildiği yerler olması için çalıştık.
“Diyanet, sadece Türkiye’nin Diyaneti değildir…”
Milletimiz, gerek yurt içinde gerek yurtdışında din kardeşlerine ve hatta başı dertte olan bütün insanlara el uzatmak istediğinde, biz mutlaka orada hazır bulunduk. Dünyanın neresinde bir afet, savaş ve kriz varsa orada olduk. Milletimizin merhameti, adalet ve hakkaniyet duygusu, cömertliği, yardımseverliği hamdolsun ki, dillere destandır.
Değerli kardeşlerim, göreve başladığımızda, “Bundan sonra Diyanet, sadece Türkiye’nin Diyaneti olmayacak” demiştik. Elhamdülillah, bugün Diyanet, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya, Pasifik kıyılarından Sibirya içlerine, Afrika’dan Amerika’ya kadar 113 ülkede faaliyet yürütüyor. Bu vazife esnasında beni en çok bahtiyar kılan şey kayıp kıtalarda kaybettiğimiz kardeşlikleri yeniden bulmak olmuştur. Ezanın ilk okunduğu Kamçatka’dan Haiti’ye, Doğu Türkistan’dan New Kaledonya’ya, Altay Türklerinden Kübalı Müslümanlara kadar her birine ulaşmış olmak, kaybettiğimiz kardeşlikleri yeniden inşa etmek Allah’ın en büyük lüftu olmuştur.
“Batı idrakini istila eden İslamofobik nefreti rahmete dönüştürmek yeni Diyanet’in en büyük vazifesi olacaktır…”
Gerek ülkemizde gerek yurtdışında yürüttüğümüz çalışmalarda, bir yandan doğruyu ortaya koyma gayesini güttüğümüz gibi, aynı zamanda yanlış ile mücadelemizi de sürdürdük. Başta FETÖ ve DAİŞ olmak üzere İslam dünyasında ortaya çıkan ancak İslam ile bir ilgisi asla bulunmayan zehirli zararlı akımlara karşı durduğumuz gibi, dünya barışını tehdit eden İslamofobi belasına karşı da samimiyetle mücadele ettik.
Başkanlığımızın ve din gönüllülerimizin sadece 15 Temmuz gecesinde milletimizin hukukuna ve istiklaline yönelik hain saldırı karşısında aldığı inisiyatif dahi, bu şerefli teşkilatın boynunda her mensubumuzun daima hissedeceği bir iftihar madalyasıdır. Ancak Batı idrakini istila eden İslamofobik nefreti rahmete dönüştürmek yeni Diyanet’in en büyük vazifesi olacaktır.
“Allah’ım, arkadan gelecekler içinde iyilikle anılmayı bana nasip eyle…”
Başkan Vekilimize başarı ve muvaffakiyetler ihsan etmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Bir kul olarak, bir kardeşiniz olarak görevim esnasında mesai arkadaşlarım başta olmak üzere her birinizin ayrı ayrı üzerimde hakkı olduğuna inanıyorum. Sizlerden haklarınızı helal etmenizi istirham ediyorum. Helal eder misiniz? Varsa benden yana tüm haklarım helal olsun. Allah’a emanet olunuz. Sözlerimi Hz. İbrahim’in bir duasıyla bitirmek istiyorum; ‘Allah’ım, arkadan gelecekler içinde iyilikle anılmayı bana nasip eyle’





