REFERANDUMDAN SONRA SEÇİM VAR
Sayın, Devlet Bahçeli birkaç gün önce referandum süreci ile ilgili bir genelge yayınlamıştı.
O genelgede dikkat çekici bir ayrıntı vardı.
O ayrıntı şuydu.
Sayın Bahçeli “15 Temmuz’dan sonra değişen siyasi dengeler” diyordu.
Neydi, bu değişen dengeler ?
Aslında siyasi dengeler 7 Haziran seçimlerinde değişmişti.
Yani bir parti tek başına iktidar olamamıştı.
Koalisyon hükümeti görüşmeleri hem Ak Parti tarafından, hem de CHP tarafından ayrı ayrı yürütülüyordu.
Her ne kadar ilk önce bu iki parti birbirleri ile koalisyon görüşmeleri için birkaç görüşme yapsa da her iki taraf da bu görüşmelerin formalite icabı olduğunu biliyor ve kendi adlarına çaktırmadan ayrı ayrı görüşmeler yapıyordu.
Ama, her iki parti içinde kilit parti Milliyetçi Hareket Partisi idi.
CHP’nin ilk ortağı zaten hazırdı.
HDP ile zaten fikir birliği hazırdı.
Kendilerinden bir kısmının HDP’ye oy verdik açıklaması bu neticeyi ortaya koyuyordu.
Zaten koalisyon hükümeti kuracaklarını açıklamışlar milletvekili sayıları yetmediği için MHP’ye koalisyona katılması karşılığında Başbakanlığı teklif etmişlerdi.
Fakat, MHP’nin bunu kabul etmesi mümkün değildi.
HDP’nin içinde bulunduğu bir hükümette yer almak MHP için intihar etmekti.
Diğer taraftan Ak Parti MHP’ye koalisyon için gittiğinde onu da kabul etmediler.
Nasıl etsinlerdi.
Seçim boyunca söylemediği laf bırakmadığı bir parti ile nasıl koalisyon kuracaktı.
Ak Parti’ye de hayır denildi.
Ama, bu süreçte MHP tabanının bir kısmı bu olaya tepki göstermeye başladı.
İktidar ortağı olmak iyi bir şeydi, neden kabul edilmemişti ?
MHP tabanı için kabul görmeyecek bir başka mesele de Ak Parti’nin MHP yerine bir başka parti ile koalisyon kurması idi.
Koalisyon hükümeti kurma sürecinde yaşananlar herkesi huzursuz etti.
Bu yaşanan huzursuzluk 1 Kasım erken seçimlerinde sandığa yansıdı ve Ak Parti tekrar tek başına iktidar oldu.
Bu seçimlerde oy kaybına uğrayan ve milletvekili sayısının yarısını kaybeden MHP merkez sağdan uzaklaşmasının kendi hayrına olmadığının farkına vardı.
Merkez sağı Ak Parti’ye bırakmak kendisine puan kaybettirmişti.
MHP merkez sağdan uzaklaşmamalı idi.
15 Temmuz gecesi yaşanan kalkışmada bu net bir şekilde ortaya çıktı.
Ak parti ve MHP tabanı meydanları doldurarak tabanda bir birlikteliği ortaya koymuştu.
İşin asıl enteresan tarafı şuydu.
Ak Parti’nin tabanı partisinden vazgeçerse gideceği kapı MHP oluyordu.
MHP yönetimi bunun farkına vardı.
Seçmenler birbirinden çok uzak değildi.
Yeni anayasa değişikliği MHP yönetimi için bir fırsat olarak değerlendirilerek anayasa değişikliğine ve refaranduma EVET için Ak Parti’ye destek verme kararı alındı.
MHP neden Ak Parti’yi destekliyordu ?
İşte can alıcı nokta burada ortaya çıkıyor.
Çünkü, Referandumdan sonra seçim var.
Çünkü, Ak Parti FETÖ/PDY terör örgütünün siyasi kanadına yapacağı operasyonları referandumdan sonra alacağı erken seçime bırakmıştı.
Yani, görünen o ki referandumdan sonra adaletin kılıcı siyasilerin tepesinde olacaktı.
Bu durumun farkında olan MHP yönetimi kendisini bu plana göre hazırladı.
Nasıl olsa referandumdan sonra yapılacak seçimde Cumhurbaşkanı ayrı, milletvekilleri ayrı seçilecekti.
Erdoğan’ı sevenler yine ona oy verirken milletvekili seçimlerinde MHP’ye oy verebilirlerdi.
Zaten, bu FETÖ terör örgütünden dolayı bir kısım siyasilere Ak Part tabanının tepkisi yok muydu ?
İşte bu oylar MHP’ye gelebilirdi.
Nasıl olsa referandumdan EVET çıkarsa Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri ayrı ayrı seçilecekti.
Öyle değil mi ?
Ya da, devlet gerçekten büyük bir tehdit altında ve bu iki parti bu tehdide karşı birleşme kararı aldı.
Ne dersiniz ?
Ben sadece sizler ile düşüncelerimi paylaştım.
Tekrar görüşmek üzere.
Sayın, Devlet Bahçeli birkaç gün önce referandum süreci ile ilgili bir genelge yayınlamıştı.
O genelgede dikkat çekici bir ayrıntı vardı.
O ayrıntı şuydu.
Sayın Bahçeli “15 Temmuz’dan sonra değişen siyasi dengeler” diyordu.
Neydi, bu değişen dengeler ?
Aslında siyasi dengeler 7 Haziran seçimlerinde değişmişti.
Yani bir parti tek başına iktidar olamamıştı.
Koalisyon hükümeti görüşmeleri hem Ak Parti tarafından, hem de CHP tarafından ayrı ayrı yürütülüyordu.
Her ne kadar ilk önce bu iki parti birbirleri ile koalisyon görüşmeleri için birkaç görüşme yapsa da her iki taraf da bu görüşmelerin formalite icabı olduğunu biliyor ve kendi adlarına çaktırmadan ayrı ayrı görüşmeler yapıyordu.
Ama, her iki parti içinde kilit parti Milliyetçi Hareket Partisi idi.
CHP’nin ilk ortağı zaten hazırdı.
HDP ile zaten fikir birliği hazırdı.
Kendilerinden bir kısmının HDP’ye oy verdik açıklaması bu neticeyi ortaya koyuyordu.
Zaten koalisyon hükümeti kuracaklarını açıklamışlar milletvekili sayıları yetmediği için MHP’ye koalisyona katılması karşılığında Başbakanlığı teklif etmişlerdi.
Fakat, MHP’nin bunu kabul etmesi mümkün değildi.
HDP’nin içinde bulunduğu bir hükümette yer almak MHP için intihar etmekti.
Diğer taraftan Ak Parti MHP’ye koalisyon için gittiğinde onu da kabul etmediler.
Nasıl etsinlerdi.
Seçim boyunca söylemediği laf bırakmadığı bir parti ile nasıl koalisyon kuracaktı.
Ak Parti’ye de hayır denildi.
Ama, bu süreçte MHP tabanının bir kısmı bu olaya tepki göstermeye başladı.
İktidar ortağı olmak iyi bir şeydi, neden kabul edilmemişti ?
MHP tabanı için kabul görmeyecek bir başka mesele de Ak Parti’nin MHP yerine bir başka parti ile koalisyon kurması idi.
Koalisyon hükümeti kurma sürecinde yaşananlar herkesi huzursuz etti.
Bu yaşanan huzursuzluk 1 Kasım erken seçimlerinde sandığa yansıdı ve Ak Parti tekrar tek başına iktidar oldu.
Bu seçimlerde oy kaybına uğrayan ve milletvekili sayısının yarısını kaybeden MHP merkez sağdan uzaklaşmasının kendi hayrına olmadığının farkına vardı.
Merkez sağı Ak Parti’ye bırakmak kendisine puan kaybettirmişti.
MHP merkez sağdan uzaklaşmamalı idi.
15 Temmuz gecesi yaşanan kalkışmada bu net bir şekilde ortaya çıktı.
Ak parti ve MHP tabanı meydanları doldurarak tabanda bir birlikteliği ortaya koymuştu.
İşin asıl enteresan tarafı şuydu.
Ak Parti’nin tabanı partisinden vazgeçerse gideceği kapı MHP oluyordu.
MHP yönetimi bunun farkına vardı.
Seçmenler birbirinden çok uzak değildi.
Yeni anayasa değişikliği MHP yönetimi için bir fırsat olarak değerlendirilerek anayasa değişikliğine ve refaranduma EVET için Ak Parti’ye destek verme kararı alındı.
MHP neden Ak Parti’yi destekliyordu ?
İşte can alıcı nokta burada ortaya çıkıyor.
Çünkü, Referandumdan sonra seçim var.
Çünkü, Ak Parti FETÖ/PDY terör örgütünün siyasi kanadına yapacağı operasyonları referandumdan sonra alacağı erken seçime bırakmıştı.
Yani, görünen o ki referandumdan sonra adaletin kılıcı siyasilerin tepesinde olacaktı.
Bu durumun farkında olan MHP yönetimi kendisini bu plana göre hazırladı.
Nasıl olsa referandumdan sonra yapılacak seçimde Cumhurbaşkanı ayrı, milletvekilleri ayrı seçilecekti.
Erdoğan’ı sevenler yine ona oy verirken milletvekili seçimlerinde MHP’ye oy verebilirlerdi.
Zaten, bu FETÖ terör örgütünden dolayı bir kısım siyasilere Ak Part tabanının tepkisi yok muydu ?
İşte bu oylar MHP’ye gelebilirdi.
Nasıl olsa referandumdan EVET çıkarsa Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri ayrı ayrı seçilecekti.
Öyle değil mi ?
Ya da, devlet gerçekten büyük bir tehdit altında ve bu iki parti bu tehdide karşı birleşme kararı aldı.
Ne dersiniz ?
Ben sadece sizler ile düşüncelerimi paylaştım.
Tekrar görüşmek üzere.





