Yazar Süleyman Özışık, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'ye gönderme yaptığı yazısında "Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği, 367 garabetinin yaşandığı dönemde, askerden gelen "Meclis'e girmeyin, yoksa darbe yaparız" tehdidi üzerine, sıvışanlardan biri de sen değil miydin?" diye sordu.
Yazar Özışık'ın yazısının bir bölümü:
Seçim startı verilirken, "Ben herkesin cumhurbaşkanı olacağım" diyen adam, daha adaylığı döneminde başımıza derebeyi kesildi.
15 günlük süre içinde Merkel'e "Sen kimsin, kimsin sen?" diye efelenmeye, iktidar yanlısı gazetecilere, "Kaşarlar" diye hakaret etmeye başladı.
Bildiğin Eşkıya Hamido!
"Beni canlı yayında vermeyen kanalları basacağım" diye şantaj yapıyor, kendisinden önceki Cumhurbaşkanı'nı yargılayacağını söylüyor, kendisiyle selfie çekilenleri ise "fizik"en uçuruyor!
Geride kalan boş zamanlarında ise Hulusi Akar ile İsmail Metin Temel Paşa'nın apoletlerini söküyor!
Yalnız şu apolet sökme meselesi bir hayli ilginç.
Dikkat ederseniz, "emekliye ayıracağım" demiyor. Apoletini, yani rütbelerini sökeceğini söylüyor. İlginç olan şu ki "vatana ihanet" dışında bir askerin veya polisin apoletlerini, yani rütbesini sökmek, Anayasa'ya göre suç!
Anayasa Mahkemesi'nin 2006 yılında aldığı karara göre, "vatana ihanet" dışında bir askerin ya da polisin rütbesini sökmek, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine direk müdahale anlamı taşıyor.
Yani anlayacağınız, "Cumhurbaşkanı olduğumda yargıyı bağımsız hale getireceğim" diyen Hacı Muharrem, daha cumhurbaşkanı olmadan yargı kararlarını ayaklar altına alıyor!
Apolet sökecekmiş!
Yahu sen eğer bu ülkede bir generale "Apoletlerini sökeceğim"diyebiliyorsan, bu Erdoğan sayesindedir Muharrem İnce...
Erdoğan şu askeri vesayeti sona erdirmese, senin bırak bir generale, bir onbaşıya bile bu sözleri söylemen mümkün müydü? Yüreğin yeter miydi böyle bir cümle kurmaya?
Kabadayılık yapıyorsun ama o kabadayılığı bile Erdoğan sayesinde yapıyorsun mübarek!
Biz senin geçmişte askere karşı duruşunu bilmiyor muyuz sanıyorsun?
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği, 367 garabetinin yaşandığı dönemde, askerden gelen "Meclis'e girmeyin, yoksa darbe yaparız" tehdidi üzerine, sıvışanlardan biri de sen değil miydin?
Efendim, duyamadık?
Yazar Özışık'ın yazısının bir bölümü:
Seçim startı verilirken, "Ben herkesin cumhurbaşkanı olacağım" diyen adam, daha adaylığı döneminde başımıza derebeyi kesildi.
15 günlük süre içinde Merkel'e "Sen kimsin, kimsin sen?" diye efelenmeye, iktidar yanlısı gazetecilere, "Kaşarlar" diye hakaret etmeye başladı.
Bildiğin Eşkıya Hamido!
"Beni canlı yayında vermeyen kanalları basacağım" diye şantaj yapıyor, kendisinden önceki Cumhurbaşkanı'nı yargılayacağını söylüyor, kendisiyle selfie çekilenleri ise "fizik"en uçuruyor!
Geride kalan boş zamanlarında ise Hulusi Akar ile İsmail Metin Temel Paşa'nın apoletlerini söküyor!
Yalnız şu apolet sökme meselesi bir hayli ilginç.
Dikkat ederseniz, "emekliye ayıracağım" demiyor. Apoletini, yani rütbelerini sökeceğini söylüyor. İlginç olan şu ki "vatana ihanet" dışında bir askerin veya polisin apoletlerini, yani rütbesini sökmek, Anayasa'ya göre suç!
Anayasa Mahkemesi'nin 2006 yılında aldığı karara göre, "vatana ihanet" dışında bir askerin ya da polisin rütbesini sökmek, ilgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine direk müdahale anlamı taşıyor.
Yani anlayacağınız, "Cumhurbaşkanı olduğumda yargıyı bağımsız hale getireceğim" diyen Hacı Muharrem, daha cumhurbaşkanı olmadan yargı kararlarını ayaklar altına alıyor!
Apolet sökecekmiş!
Yahu sen eğer bu ülkede bir generale "Apoletlerini sökeceğim"diyebiliyorsan, bu Erdoğan sayesindedir Muharrem İnce...
Erdoğan şu askeri vesayeti sona erdirmese, senin bırak bir generale, bir onbaşıya bile bu sözleri söylemen mümkün müydü? Yüreğin yeter miydi böyle bir cümle kurmaya?
Kabadayılık yapıyorsun ama o kabadayılığı bile Erdoğan sayesinde yapıyorsun mübarek!
Biz senin geçmişte askere karşı duruşunu bilmiyor muyuz sanıyorsun?
Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığına aday gösterildiği, 367 garabetinin yaşandığı dönemde, askerden gelen "Meclis'e girmeyin, yoksa darbe yaparız" tehdidi üzerine, sıvışanlardan biri de sen değil miydin?
Efendim, duyamadık?





