AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal TRT Haberde katıldığı canlı yayında Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında yaptığı eleştirilere çok sert açıklamalarda bulundu. Ünal, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun kullandığı dili "Bölücülük" olarak nitelendirdi.
Mahir Ünal, katıldığı TV programında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki eleştirilerine yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine şunları söyledi.
Ünal açıklamasında "Kılıçdaroğlu'nun göreve geldiği günden beri kullandığı dil, tefrikacı bir dil. Biz toplumu kutuplaştırmıyoruz. Anayasa'nın amir hükmünce Meclis İçtüzüğüne göre olağanüstü hal ilan edilen günü, siz sivil darbe olarak nitelendiriyorsunuz. Sarayın polisi, halkın polisi, sarayın yargısı, halkın yargısı. Bu bölücülüğü Kemal Kılıçdaroğlu öyle bir noktaya getirdi ki şimdi artık şehitleri de ikiye bölüyor. 15 Temmuz şehitleri ve diğer şehitler gibi. Şimdi bu dil çok tehlikeli. 'Militan istiyorum' dedi geçen gün, yani siyaseti militarize etmek isteyen ve kendi militanlarının nefretini diri tutmak isteyen bir dil ve üsluptan konuşuyoruz.
"CHP'NİN YAPTIĞI ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI"
Bunun gerekçelerini tartışabiliriz, diyebiliriz ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı öyle bir noktaya gelmiştir ki düşmanımın düşmanı dostumdur diye bakıyor. Bu durumda AK Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a düşman olan bütün yapıları, CHP kendisine yakın ve iş birliği içerisine girilebilir olarak görüyor ya da diğer bir seçenek kalıyor geriye. Kılıçdaroğlu'nun bu 8 yıllık söylem ve siyasal pozisyon analizine baktığınızda, CHP'nin bu 8 yılını değerlendirirken, 2010'daki kaset operasyonuyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları, Türkiye'ye dönük yapılan operasyonların aparatı durumunda diyebilirsiniz. Başka bir seçenek yok" dedi.
Mahir Ünal, katıldığı TV programında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki eleştirilerine yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine şunları söyledi.
Ünal açıklamasında "Kılıçdaroğlu'nun göreve geldiği günden beri kullandığı dil, tefrikacı bir dil. Biz toplumu kutuplaştırmıyoruz. Anayasa'nın amir hükmünce Meclis İçtüzüğüne göre olağanüstü hal ilan edilen günü, siz sivil darbe olarak nitelendiriyorsunuz. Sarayın polisi, halkın polisi, sarayın yargısı, halkın yargısı. Bu bölücülüğü Kemal Kılıçdaroğlu öyle bir noktaya getirdi ki şimdi artık şehitleri de ikiye bölüyor. 15 Temmuz şehitleri ve diğer şehitler gibi. Şimdi bu dil çok tehlikeli. 'Militan istiyorum' dedi geçen gün, yani siyaseti militarize etmek isteyen ve kendi militanlarının nefretini diri tutmak isteyen bir dil ve üsluptan konuşuyoruz.
"CHP'NİN YAPTIĞI ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI"
Bunun gerekçelerini tartışabiliriz, diyebiliriz ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlığı öyle bir noktaya gelmiştir ki düşmanımın düşmanı dostumdur diye bakıyor. Bu durumda AK Parti'ye ve Tayyip Erdoğan'a düşman olan bütün yapıları, CHP kendisine yakın ve iş birliği içerisine girilebilir olarak görüyor ya da diğer bir seçenek kalıyor geriye. Kılıçdaroğlu'nun bu 8 yıllık söylem ve siyasal pozisyon analizine baktığınızda, CHP'nin bu 8 yılını değerlendirirken, 2010'daki kaset operasyonuyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları, Türkiye'ye dönük yapılan operasyonların aparatı durumunda diyebilirsiniz. Başka bir seçenek yok" dedi.





