Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Genel Merkez’de gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken, düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Yerel seçim takviminin netleşip netleşmediğine ilişkin soru üzerine Çelik, seçim takviminin olgunlaşmaya başladığını, Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın karar vermesinin ardından takvimin açıklanacağını belirtti.
"Kılıçdaroğlu'nun söylediği iddiaların altı boş"
Sağlıkta tasarruf iddiasına yönelik tartışmaları da değerlendiren Çelik, söz konusu hastanelerin bütçesinin ayrı olduğunu ve birtakım tasarrufların ortaya konulmuş olabileceğini söyledi.
Çelik, Sağlık Bakanlığının hastanelere her türlü desteği verebilecek iradesi olduğuna işaret ederek, "CHP'nin ve Sayın Kılıçdaroğlu'nun söylediği bu iddiaların altı boştur. Herhangi bir hastanemizde bu şekilde bir boşluk söz konusu olmaması için bizzat bu konu Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilmektedir." dedi.
Sağlık Bakanlığının aylar öncesinden bu iradeyi ortaya koyduğuna dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
"Vatandaşlarımızın herhangi bir şekilde tedirgin olmasına gerek yoktur. Sağlık hizmeti en dinamik şekilde şimdiye kadar olduğu gibi AK Parti dönemlerinde Cumhuriyet tarihinde olmayacak kadar parlak bir dönemine kavuşmuştur. Dolayısıyla herhangi bir aksama, gerileme, zayıflama söz konusu olmayacaktır."
"CHP karşı tarafın yanında yer alıyor"
Kemal Kılıçdaroğlu'nun rahip Brunson davasına yönelik sözlerine de değinen Çelik, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Cumhurbaşkanı ve Hükümeti ile bir başka devlet arasında tartışma olduğu zaman CHP'nin karşı tarafın yanında yer aldığının altını çizdi.
Çelik, bu konuda CHP'nin bu zamana kadar kendi tarihine olumlu anlamda herhangi bir katkı sağlayan açıklama yapmadığını belirterek, "Bu sefer de tutuyor Trump'ın söylediklerini esas alıp haddini aşarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı'nı yargılamaya kalkıyor. Buradaki zihin çatlağının giderilmesi lazım. Buradaki düşünce anlayışında maalesef giderek derinleşen bir fay kırığı var. Bu fay kırığı her olayda Cumhuriyet Halk Partisi siyasetinin yeni bir tsunaminin altında kalmasına yol açıyor." değerlendirmesinde bulundu.
"İttifak konusu TBMM'nin gündemine gelecek"
Çelik, ittifak konusunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) de gündemine geleceğini belirterek, şöyle devam etti:
"Cumhur İttifakı'nın öneminin her zaman altını çiziyoruz. Her iki partinin farklı konularda farklı yaklaşımları olabilir. Farklı yaklaşımlar, Cumhur İttifakı'na halel getirecek, onu zayıflatacak, akamete uğratacak meseleler olarak ele alınmıyor. Ayrı düşünüldüğü konular da olabilir. Ortak hareket edilmesiyle ilgili konular da olabilir. Cumhur İttifakı'ndaki arayış, her zaman milletimizin meselelerinin çözümüne dönük olarak ortaksiyasetlerin nasıl geliştirileceğine dönüktür."
"Kişisel haksızlığı affetme yetkisine sahip değiliz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasındaki görüşmede, MHP'nin af teklifinin de gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine Çelik, bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın devlete karşı işlenen suçlar haricindeki diğer suçlar konusunda adım atılmaması ve maşeri vicdana uygun bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiği yönündeki açıklamalarını anımsattı.
Çelik, af meselesi konusunda vatandaşlardan çok sayıda mesaj aldıklarını dile getirerek, şunları söyledi:
"Maşeri vicdan, herhangi bir mağduriyet söz konusuysa, vatandaşlarımızın mağdur olduğu durumlar söz konusuysa, kimsenin kişisel olarak uğradığı haksızlığı affetme yetkisine biz sahip değiliz. Bu çerçevede bu yaklaşımı gözeterek bir çalışma yapılıyor. Sayın Genel Başkanımız bugün bir ifade kullandı. 'Etiketi af olur' bunun dışında hem hükümet tarafında hem parti tarafında biz nasıl bir yaklaşım üretebiliriz. Kendi teklifimizi hazırlayalım.
Şimdiye kadar Genel Başkanımızın açıkladığı bu ilkeler çerçevesinde olacaktır. Çıkan şey, af tartışmasının içine mi girer ceza indirimi tartışmasının içine mi girer? Hem Adalet Bakanlığında hem de partide hukukçularımız, Siyasi ve Hukuk İşler Başkanlığı çalışma yürütüyorlar. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu ilkeler çerçevesinde, ortaya çıktığı zaman bizim de yaklaşımımız budur. Şu aşamada çalışmalar sürüyor. Çalışmalarla ilgili günlük olarak bilgi vermiyoruz. Son derece titiz bir çalışma yürüdüğünü söyleyebilirim."
"ODTÜ'lü öğrencilerle ilgili dava geri çekilecek"
Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ODTÜ mezuniyet töreninde açtıkları pankartın ardından gözaltına alınan öğrencileri kabulünde neler yaşandığının sorulmasına karşılık, "Bu gençler kesinlikle ahlaki olarak kabul etmeyeceğimiz, kendi adetlerimiz açısından doğru bulmayacağımız bir pankart taşıyıp hem kendilerinin büyüğü olan bir insana hem de Cumhurbaşkanlığı makamına, Sayın Cumhurbaşkanımıza dönük olarak asla söz konusu edilmemesi gereken birtakım ifadeler kullandılar ve sonucunda bu dava ortaya çıktı." dedi.
Bu durumun ahlaken yanlış, hem de bir suç olduğunu dile getiren Çelik, bunun hiçbir boyutuyla kabul edilemeyeceğini vurguladı.
ODTÜ'lü gençlerin mezuniyet töreninde yaşananlar sonrasında yaptıklarının yanlış olduğunu anladıklarını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme talebinde bulunduklarını anlatan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Cumhurbaşkanımız, gençlere verdiği önem ve kıymet çerçevesinde bugün bu gençleri kabul etti. Kabul sırasında bu genç arkadaşlarımızın hangi bölümlerde okudukları, hangi projelerle uğraştıkları, beklentileri konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın onlarla güzel bir sohbeti oldu.
Arkadaşlarımızdan bir tanesinin ödül kazanmış bir projesi vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız onunla yakından ilgilendi. Diğer arkadaşlarımızın projelerini sordu. Kendilerine şunu söyledi, 'Bugün çalışıyoruz, koşturuyoruz, ülkemizi daha iyi yerlere getirmeye çalışıyoruz. Bu ülkeyi sizlere bırakmak için yapıyoruz. Büyük beklentilerimiz var. Ahlaken, kanunen doğru olmayan işlerin içine girmeyin. Hizmet edebileceğiniz güzel işlerle anılın.' Genç arkadaşımızın projesinden de bahsederek 'Hepinizin bu tip projelerle anılmasını istiyorum.' Genç arkadaşların çoğu endüstriyel tasarımcıydı. Bir tanesinin savunma sanayisi ile ilgili projesi ödül almış. Çok güzel bir sohbet oldu. İyi bir karşılıklı diyalog oldu. ODTÜ'lü gençlerin kabulü bu şekilde gerçekleşmiş oldu."
"Ulaşılan bilgiler var"
Çelik, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaybolmasına ilişkin soruşturmayla ilgili soruya cevap verirken de bunun Türkiye tarafından son derece hassas bir şekilde takip edildiğini söyledi. Çelik, "Her gün açıklama yapmıyoruz, her gün detaylarla ilgili konuşmuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, Kızılcahamam kampından çıkarken kapanış konuşmasını yaptıktan sonra 'Olayın takipçisi bizzat benim. Bütün kurumlardan bilgi alıyorum, sonuç ortaya çıktıktan sonra da bizzat kendim açıklayacağım.' demişti." ifadelerini kullandı.
Olayın duyulmasından itibaren gazetecinin başına ne geldiği konusunda son derece etkili bir çalışma yürütüldüğünü belirten Çelik, "Ulaşılan bilgiler vardır. Çeşitli aşamalara ulaşılıyor. Başsavcılık tarafından bu soruşturma yürütüldüğü için bildiğimiz ya da bilmediğimiz şeyleri paylaşabilecek durumda değiliz. Hukuki bir süreç yürütülmektedir. Dünyadan da bu konuda büyük bir hassasiyet vardır. Mesele dünyanın meselesi haline gelmiştir." dedi.
Kaşıkçı meselesinin net bir şekilde açığa çıkarılacağını vurgulayan Çelik, şöyle dedi:
"Şundan herkesin emin olması gerekir, bu mesele net bir şekilde açığa çıkacaktır. Herhangi bir şekilde bu meselenin örtülmesi, kapatılması, zamana bırakılması gibi bir şey söz konusu değildir. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şekilde en yüksek hassasiyetle bu mesele takip edilmektedir. Bundan sonra da takip edilecektir. Bu araştırmalar sonucunda ilgili makamlar bazı sonuçlara varmıştır. Bunu Başsavcılık açıklayacaktır. Önceliğimiz şu aşamada ne olmuştur, nasıl olmuştur, kimler tarafından gerçekleştirilmiştir? Hem bizim basınımızda hem Amerikan basınında bazı isimler, şahıslar üzerinde yoğunlaşma var. Her şeye bakılıyor, atlanan herhangi bir konu yok. Tam olarak açığa çıkması için ne bir kelime fazla ne bir kelime eksik her şeyin yapılacağını ve dünya ile bu şekilde paylaşılacağını ifade edebilirim. "
CHP'nin İş Bankasındaki hisselerinin Hazineye devriyle ilgili bir soru üzerine Çelik, şu yanıtı verdi:
"Hukuki açıdan bir problem yok. Parlamento yetkilidir bu konuda. Fakat, 'Biz bu hisselerden herhangi bir şekilde bir şey almıyoruz. Bunu Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna devrediyoruz.' diyorlar. CHP ile Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu geçmişe dayalı bir çatışma, mahkemelik olmuş süreçler var. Bunun esası da CHP'nin Atatürk'ün mirasına aykırı bir biçimde davranarak elde ettiği bu nemaları Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumuna ödememesi ya da ödemeyi safsaklaması şeklindedir."
"Tüm davalar CHP aleyhine sonuçlanmıştır"
Son zamanlarda, 'İş Bankası bu polemiklerden uzak tutulsun deniyor. Tabii ki İş Bankası bu polemiklerden uzak tutulsun ama CHP'nin 1966'dan itibaren bu ödemeleri yapmayıp, asıl İş Bankasını polemik içerisinde tuttuğu görülmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızın bahsettiği, Sayın Bahçeli'nin destek verdiği bu düzenlemeyle esas İş Bankası kendi itibarını korumak açısından bu tartışmaların dışına çıkarılacaktır. Bir de şunu unutmamak gerekir, Atatürk ülkemizin, milletimizin ortak değeridir. Onun mirası Türk milletine aittir. Temsil edilmesi gereken yegane yer, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. O zaman parti ile devlet özdeşliği olduğu için bu şekilde bir şey olmuştur. Amaç, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunun herhangi bir şekilde gelirsiz kalmasıydı."
"Atatürk'ün mirasına saygısızlık"
Ömer Çelik, CHP'nin Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumunu bazı dönemlerde İş Bankasından gelen gelirden mahrum bıraktığını belirterek, şunları söyledi:
"Sorumlular dünyaya açıklanacak"
Bazı basın kuruluşlarında gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürüldüğünün kesinleştiği yönünde yayımlanan haberlerle ilgili Çelik, şu değerlendirmede bulundu:
"Vahim bir olayla karşı karşıyayız. Bunun detayları konusunda biz konuşma durumunda değiliz. Pek çok iddia var, bunların hepsinin araştırıldığını, hepsinin üzerine gidildiğini bilmenizi isterim. 'Vahim bir olayla karşı karşıyayız' diyorum. Durumu tüm vasıflarıyla, tüm ayrıntılarıyla açığa çıkaracağız. Kim yapmış, nasıl yapmış bunu ortaya koyacağız. Ama sorumlu makam başsavcılık makamıdır. Başsavcılık makamının yetkisine girecek bir şey söylemiz doğru olmaz. Şu bilinsin; Cumhurbaşkanımızın sözüdür, bu olayla ilgili her şey açığa çıkartılacaktır, hiçbir şey örtülmeyecektir ve sorumlular dünyaya açıklanacaktır. Kimseyi peşinen suçlamıyoruz ama hiçbir kelimenin de karanlıkta kalmasına müsaade etmeyeceğiz."





