ÜSTÜNLERİN HUKUKU
Bazen arkadaşlarımın, dostlarımın eleştirileri ile karşılaşıyorum.
Bazen de tenkit ediliyorum.
Bu tenkitlerin çoğunluğu yazılarımın ağır olduğu ile ilgili.
Ne kadar ağır olursa olsun, kime dokunursa dokunsun.
Hiç umurumda değil.
Bu güne kadar doğru olan ne ise onu yazdım.
Yazmaya da devam edeceğim.
Bu günkü konumuz “Üstünlerin hukuku”.
Hukukun üstünlüğünü yazmak isterdim ama maalesef üstünlerin hukukuna değineceğim.
Konumuz ülke gündemini ve dolayısı ile bizim de gündemimizi meşgul eden FETÖ operasyonları.
Ve.
Vicdanlara dokunan tahliyeler.
Birbirine benzeyen iki olaydan bahsedeceğim.
Birisi ERGENOKON davasından.
Mehmet Haberal ile ilgili.
Ergenokon davasında generaller tutuklanırken Mehmet Haberal ne yapmıştı ?
Cezaevine girmemek için özel bir hastaneden öyle bir rapor almıştı ki kimse yerinden oynatmaya cesaret edememişti.
Aylarca hastanede kalmıştı.
Kimse dokunamadı.
Davalar bitip tahliye kararı verildiğinde o yerinden kıpırdarsa ölecek denilen hasta birden sapasağlam oldu ve Milletvekili seçilerek gece yarılarına kadar oturumlara katıldı.
Hukukun üstünlüğü işledi mi ?
Özel bir hastaneden alınan rapor nasıl geçerli kılındı ?
Bir diğer konu ise Ömer Faruk Kavurmacı’nın tahliyesi.
Yine özel bir hastaneden alınan rapor ile tahliye edildi.
Birkaç hukukçu tanıdığıma sorduğumda özel bir hastaneden alınan raporların bu tür tahliyeler için geçerli olmadığı yönünde.
Şimdi, bu iki örneğe baktığımızda Hukukun üstünlüğünden nasıl bahsedeceğiz.
Özel hastanelerden alınan raporlar hukuk tarafından kabul edilmiyor ise bu raporları kabul eden hukuk hangi hukuk ?
Güçlü olana Üstünlerin Hukukumu uygulanıyor ?
Adalet herkese eşit değil mi ?
FETÖ operasyonlarında yaklaşık 140 Bin gözaltı uygulandı.
Bu gözaltılardan 40 Bin civarında tutuklu var.
Üstünlerden kaç kişi bunların arasında ?
Kimisi yurt dışına kaçtı.
Kimisi de böyle uyduruk raporlarla ya da itirafçı oldu adı altında dışarıda dolaşıyor.
Anlayacağınız.
Kavurmacılar dışarıda.
Çorbacılar içeride.
Kimilerine, “Hukukun Üstünlüğü”.
Kimilerine “Üstünlerin Hukuku”.
Bu bahsettiğim iki örnekte kişilerin sağlık durumları nedir, ne değildir onu bilemem.
Beni ilgilendiren konu toplum vicdanı.
Bu kavurma çok koktu.
Kokusu da vicdanları oldukça rahatsız etti.
Tekrar görüşmek üzere.
Bazen arkadaşlarımın, dostlarımın eleştirileri ile karşılaşıyorum.
Bazen de tenkit ediliyorum.
Bu tenkitlerin çoğunluğu yazılarımın ağır olduğu ile ilgili.
Ne kadar ağır olursa olsun, kime dokunursa dokunsun.
Hiç umurumda değil.
Bu güne kadar doğru olan ne ise onu yazdım.
Yazmaya da devam edeceğim.
Bu günkü konumuz “Üstünlerin hukuku”.
Hukukun üstünlüğünü yazmak isterdim ama maalesef üstünlerin hukukuna değineceğim.
Konumuz ülke gündemini ve dolayısı ile bizim de gündemimizi meşgul eden FETÖ operasyonları.
Ve.
Vicdanlara dokunan tahliyeler.
Birbirine benzeyen iki olaydan bahsedeceğim.
Birisi ERGENOKON davasından.
Mehmet Haberal ile ilgili.
Ergenokon davasında generaller tutuklanırken Mehmet Haberal ne yapmıştı ?
Cezaevine girmemek için özel bir hastaneden öyle bir rapor almıştı ki kimse yerinden oynatmaya cesaret edememişti.
Aylarca hastanede kalmıştı.
Kimse dokunamadı.
Davalar bitip tahliye kararı verildiğinde o yerinden kıpırdarsa ölecek denilen hasta birden sapasağlam oldu ve Milletvekili seçilerek gece yarılarına kadar oturumlara katıldı.
Hukukun üstünlüğü işledi mi ?
Özel bir hastaneden alınan rapor nasıl geçerli kılındı ?
Bir diğer konu ise Ömer Faruk Kavurmacı’nın tahliyesi.
Yine özel bir hastaneden alınan rapor ile tahliye edildi.
Birkaç hukukçu tanıdığıma sorduğumda özel bir hastaneden alınan raporların bu tür tahliyeler için geçerli olmadığı yönünde.
Şimdi, bu iki örneğe baktığımızda Hukukun üstünlüğünden nasıl bahsedeceğiz.
Özel hastanelerden alınan raporlar hukuk tarafından kabul edilmiyor ise bu raporları kabul eden hukuk hangi hukuk ?
Güçlü olana Üstünlerin Hukukumu uygulanıyor ?
Adalet herkese eşit değil mi ?
FETÖ operasyonlarında yaklaşık 140 Bin gözaltı uygulandı.
Bu gözaltılardan 40 Bin civarında tutuklu var.
Üstünlerden kaç kişi bunların arasında ?
Kimisi yurt dışına kaçtı.
Kimisi de böyle uyduruk raporlarla ya da itirafçı oldu adı altında dışarıda dolaşıyor.
Anlayacağınız.
Kavurmacılar dışarıda.
Çorbacılar içeride.
Kimilerine, “Hukukun Üstünlüğü”.
Kimilerine “Üstünlerin Hukuku”.
Bu bahsettiğim iki örnekte kişilerin sağlık durumları nedir, ne değildir onu bilemem.
Beni ilgilendiren konu toplum vicdanı.
Bu kavurma çok koktu.
Kokusu da vicdanları oldukça rahatsız etti.
Tekrar görüşmek üzere.





