Dereköy’ün Farkında mıyız?
Geçtiğimiz günlerde, malum bu aralar tatil için çok uzağa gitmek istemedik. “Ailece iki günlüğüne Dereköy’e gidelim, biraz dinlenelim” dedik.
Dereköy bizim memleketimiz. Yıllardır önünden geçiyoruz, biliyoruz, görüyoruz. Ama insan bazen her gün gördüğü yere biraz dışarıdan bakınca, aslında ne kadar büyük bir değişimin yaşandığını daha iyi fark ediyor.
Benim için de öyle oldu.
Dereköy, yıllar önce küçük bir balıkçı kasabasıydı. Sonra belde oldu. Büyükşehir Yasası’yla birlikte belediye statüsünü kaybederek yeniden mahalleye dönüştü. Fakat bugün Dereköy’e baktığınızda artık karşınızda sadece bir mahalle yok.
Farkında olmadan gelişmiş ciddi bir turizm ve konaklama bölgesi var.
Dereköy aslında çoktan turizm bölgesi olmuş
İki günlük konaklamamız sırasında biraz çevreyi gezdim, işletmelere baktım, insanlarla konuştum.
Ortaya gerçekten dikkat çekici bir tablo çıkıyor.
Dereköy ve yakın çevresinde villa, bungalov ve günlük konaklama şeklinde kullanılan yüzlerce tesis oluşmuş durumda. Benim edindiğim izlenime göre yaklaşık 300 civarında işletmecinin faaliyet gösterdiği, 500’e yakın konaklama biriminin bulunduğu ve toplam yatak kapasitesinin binlerle ifade edilebileceği bir yapıdan söz ediyoruz.
Daha da önemlisi, bunların müşterileri sadece Samsunlular değil.
Araçların plakalarına baktığınızda İstanbul’u, Ankara’yı, Yurtdışından gelen gurbetçileri, Amasya’yı, Tokat’ı, Çorum’u, Yozgat’ı ve daha başka şehirleri görüyorsunuz.
İnsanlar Dereköy’e geliyor.
Konaklıyor.
Denize giriyor.
Yemeğini burada yiyor, alışverişini burada yapıyor ve parasını burada harcıyor.
Yani biz farkına varalım veya varmayalım, Dereköy kendi dinamikleri içerisinde bir turizm destinasyonuna dönüşmeye başlamış.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Turist gelmiş ama altyapı geride kalmış
Bu potansiyeli görünce sevindim. Fakat sahile indiğimde sevincimin yerini biraz da üzüntü aldı.
Bu kadar konaklama tesisi ve bu kadar ziyaretçi var ama sahilde doğru dürüst bir büfe yok. Sahil boyunca insanların oturabileceği, yemek yiyebileceği, vakit geçirebileceği yeterli sosyal alan ve işletme yok.
Akşam olduğunda aydınlatma problemleri daha belirgin hale geliyor.
Yolların, ara yolların ve çevre düzenlemelerinin önemli eksikleri var.
Daha ilginci ise Dereköy’ün iki tarafına baktığınızda ortaya çıkıyor.
Atakum’dan Taflan istikametine doğru geliyorsunuz, yol, aydınlatma ve çevre düzenlemelerinde belirli bir bütünlük görüyorsunuz.
Dereköy’e geldiğinizde bu bütünlük bir anda kesiliyor.
Dereköy’ü geçip 19 Mayıs tarafına devam ettiğinizde düzenlemeler yeniden karşınıza çıkıyor.
Ortada kalan Dereköy ise adeta unutulmuş gibi.
Hatta insan ister istemez, “Burası neden ihmal edilmiş?” diye soruyor.
Büyükşehir Belediyesi ana yollar konusunda önemli çalışmalar yapmış durumda. Bunu teslim etmek gerekir. Ancak özellikle ara yollar, sahil düzenlemesi, aydınlatma, peyzaj, sosyal alanlar ve turizm altyapısı açısından yapılması gereken çok iş var.
Samsun’un deniz turizminde önemli bir açığı var
Burada mesele sadece Dereköy meselesi de değil.
Samsun’un yıllardır dikkatimi çeken önemli bir turizm problemi var.
Kilometrelerce sahilimiz olmasına rağmen gerçek anlamda “denize sıfır tatil oteli” konseptimiz yok denilecek kadar az. Otelcilik yatırımlarımız ağırlıklı olarak şehir otelciliği üzerinden gelişiyor.
Oysa insanların tatil alışkanlıkları değişti.
Herkes Antalya’ya, Muğla’ya, Ege’ye gitmek istemiyor veya gidemiyor. Özellikle kısa süreli tatillerde insanlar kendilerine birkaç saat mesafedeki destinasyonları tercih etmeye başladı.
İşte Samsun açısından asıl fırsat burada.
Çevre illerde yaşayan milyonlarca insan için Samsun, Karadeniz kıyısındaki en önemli tatil alternatiflerinden biri olabilir.
Aslında olmaya da başlamış.
Atakum bunun ilk durağıysa, Dereköy ve devamındaki sahil hattı kon…





